Doç.Dr. Kamile Bahar AYDIN

Doç.Dr. Kamile Bahar AYDIN

bedap2015@yahoo.com

Bekar Danışmanlığı ve Özerk-ilişkisel Bekar Danışmanlığı

ÖZ Bu çalışmada, Türkçe literatürde yeni bir kavram ve psikolojik danışmanlık alanı olarak “bekar danışmanlığı”nı ve Türkiye koşullarında yaşayan bekar popülasyonlar için geliştirdiğim “Özerk-İlişkisel Bekar Danışmanlığı Modelini (ÖİBDM)” genel olarak tanıtmaya çalıştım. On sekiz yaş ve üstü hiç evlenmemiş, boşanmış ve dul yetişkin bireyler bekar popülasyonları oluşturmaktadır. Bekar Danışmanlığı; bekar popülasyonların gelişimsel, uyumsal ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik profesyonel bir yardımdır. ÖİBDM ise, Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın “Özerk-İlişkisel Benlik Modelini” temel alan bekar danışmanlığıdır. Bekar Danışmanlığını gerektiren bireysel, kültürel, sosyo-ekonomik ve evrensel boyutlarda çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bekar Danışmanlığının iki ana amacı vardır: Birincisi, bireyi; evlilik ve aile yaşamına hazırlamak ikincisi, bekar yaşamına hazırlamaktır. ÖİBDM; gelişimsel, önleyici, uyum sağlayıcı, sürekli ve destekleyici bir psiko-sosyal yardım şeklidir.

TEMEL KAVRAMLAR

Bekar Birey: Son ergenlikten başlayıp yaşamın sonuna kadar süreçte hiç evlenmemiş, boşanmış ve eşi ölmüş bireyler.

Bekar Danışmanlığı (BD): Son ergenlik, genç yetişkinlik, orta yaş ve ileri yaştaki bekar danışanların; evlilik, aile ve bekar hayatına bilinçli ve planlı olarak hazırlanmalarına, içinde bulundukları gelişim döneminde sağlıklı ve doyum verici bir yaşam stili geliştirmelerine, bireysel, evrensel ve gelişimsel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için özgüven ve beceriler kazanmalarına, sahip oldukları medeni statüden doğrudan ve dolaylı olarak ortaya çıkan tüm streslerle etkin yöntemler kullanarak başa çıkmalarına yardımcı olan danışmanlık alanıdır.

Özerk-İlişkisel Bekar Danışmanlığı Modeli (ÖİBDM): 18 yaş ve üstü tüm yetişkin bekar insanlara kaliteli bir yaşam için, beceriler ve farkındalıklar kazandırmaya yöneliktir. Modelin iki ana amacı vardır: Bunlardan biri, bireyi evlilik ve aile yaşamına hazırlamak, diğeri ise, kaliteli bir bekar yaşamına hazırlamaktır. Her iki amaç da, Özerk-İlişkisel Benlik Modeline dayanmaktadır. Bekar statülerinde (hiç evlenmemiş, boşanmış ve dul) ve aile içi rollerde (eş ve ebeveyn olarak) “özerk- ilişkisel” davranış tarzları kazandırmak hedeflenmektedir.

Evlilik Danışmanlığı eşler arasındaki, Aile Danışmanlığı ise aile üyeleri arasındaki çatışmaları çözmeye yöneliktir. Evlilik ve Aile Danışmanlıklarının dayandıkları kuramlar; Avrupa ve Amerika gibi bireyci kültürün egemen olduğu ülkelerde geliştirilmiş olup, Türkçeye çevirisi yapılarak üniversitelerde ve özel programlarla öğrencilere öğretilmekte ve Türk kültüründe yetişmiş aile üyelerine uygulanmaktadır. Evlilik öncesi danışmanlık ise, eşini bulmuş nişanlı ve/veya sözlü statüdeki bireylere uygulanmaktadır. Türkiye’de son yıllarda uygulanan bu program da yurt dışı kaynaklıdır.

Bekar Danışmanlığını; psikoloji, psikolojik danışmanlık alanlarındaki kuramsal ve araştırma bulgularına dayalı bilimsel bilgilerim, bekar bireylerle yaptığım psikolojik danışmalardan elde ettiğim deneyimlerim, kültürümüzdeki bekar bireylerin yaşamları üzerindeki gözlemlerim, 2011 yılından beri Türkiye’den ve dış ülkelerden (Batı Avrupa, Amerika, Asya, Afrika, Ortadoğu) örneklemler üzerinde yaptığım araştırmalarım sonucunda 2017 yılında geliştirdim. Özellikle, bekar popülasyonlar üzerinde yürütmekte olduğum Bekar Dayanışma Projesi (2015) kapsamında yaptığım çalışmalar, Bekar Danışmanlığı alanını ortaya koymamda etkili oldu. Özerk-İlişkisel Bekar Danışmanlığı Modeli (ÖİBDM)’ni ise, birçok psikoloji ve/veya psikolojik danışmanlık kuramını temel almakla birlikte, ağırlıklı olarak Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın Türk kültüründe geliştirdiği “Özerk-İlişkisel Benlik Modeline” dayandırdım. Bu açıdan modelin ismi, Özerk-İlişkisel Bekar Danışmanlığı Modeli (ÖİBDM)’dir. ÖİBDM’yi ortaya koymamda, bilimsel literatürün yanı sıra, Türkiye’nin kültürü, sosyo- ekonomik koşulları, bekar popülasyonların stres yaşantıları, ihtiyaçları önemli rol oynadı.

Türkiye’de ilk defa, 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı Güz Döneminde Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Evlilik ve Aile Danışmanlığı Tezsiz Yüksek Lisans ve Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans programlarında Özerk-İlişkisel Bekar Danışmanlığı Modeli (ÖİBDM)’ni temel alan “Bekar Danışmanlığı” adıyla seçmeli bir ders başlattım ve yürüttüm. Bekar Danışmanlığı dersine gençler tarafından duyulan büyük ilgi, bu alanda çalışmalarımı sürdürmemde yüksek motivasyon sağladı.

Özerk-İlişkisel Benlik Modeli: Çiğdem Kağıtçıbaşı (1996b) tarafından Türkiye koşullarında geliştirildi. Çoğunluk Dünya’daki (Amerika dışında kalan) kentleşme ve sosyo-ekonomik gelişmenin küresel etkileri sonucunda, aile yapıları ve işlevleri değişmiştir. Bu değişime bağlı olarak, daha çok toplulukçu kültürde var olan ilişkisel benlik ve daha çok bireyci kültürde var olan özerk benliğe ek olarak, “özerk-ilişkisel” benlik ortaya çıkmıştır. Bu benliğin ortaya çıkışı şekil 1’de görüldüğü gibidir.

Aile modelleri, ana babalık tarzı, çocuk yetiştirme yönelimi ve sonuç olarak ortaya çıkan benlik göz önünde bulundurulduğunda; yetkinlik ve kişiler arası mesafenin iki temel boyutu sıralandığında, ortaya dörtlü bir model çıkmaktadır (Kağıtçıbaşı, 1996b). Bu, farklı aile modellerini, farklı ebeveynlik yönelimlerini ve ortaya çıkan benlikleri birleştiren genel bir kuramsal kavramlaştırmadır.

1. Özerk-ayrık benlik, iki temel ihtiyaçtan biri olan “ilişki” ihtiyacını karşılamamaktadır. Çoğunlukla Amerika gibi bireyci (individualist) toplumlarda böyle bir benlik gelişmektedir.

2. Bağımlı-ilişkisel benlik, iki temel ihtiyaçtan biri olan özerklik ihtiyacını karşılamamaktadır. Çoğunlukla Türkiye gibi toplulukçu (kolektivist) toplumlarda böyle bir benlik gelişmektedir.

3. Bağımlı-ayrık benlik, iki temel ihtiyacı da karşılamadığı için patolojik bir durumu yansıtmaktadır.

4. Özerk-ilişkisel benlik, iki temel insan ihtiyacı olan özerklik ve ilişkisellik ihtiyacını karşılamaktadır. Bu nedenle, psikolojik olarak en sağlıklı olanıdır. Özerklik, ille de ayrık ve yalnız bir bireyin meselesi değildir, çünkü başkalarından ayrılmak anlamına gelmez. Özerklik, kişinin zorlamayla değil kendi iradesiyle istediği ve hissettiği yetkinliktir. Bu anlamda, hem ayrık hem de ilişkisel bağlamlarda geçerliliği vardır. Özerk-ilişkisel benlik gelişimi, Çoğunluk Dünya’nın kentleşmiş ve gelişmiş ortamıyla sınırlandırılamaz. Gerçekten, eğer özerklik ve ilişkisellik temel ihtiyaçlarsa, bu iki temel ihtiyacı karşılayan herhangi bir aile ortamının bu tür bir benlik gelişimiyle sonuçlanması beklenebilir. Özbelirleme kuramı, bağlanma kuramı ve benlik gelişimine kültürler arası yaklaşımlar gibi, son samanlarda ortaya çıkan bakış açıları da özerk-ilişkisel benliği ima etmekte ve desteklemektedir (Kağıtçıbaşı, 2010).

Burada önemli olan ana nokta “uyum” kavramıdır. Bir davranışı sürdüren, o davranış kalıbının çevreye optimal düzeyde uyum sağlamaktaki işlevselliğidir. Yani, “bağımlı-ilişkisel” benlik çevreye uyum için işlevsel olduğu sürece korunur. Fakat çevresel şartlar değiştiğinde, aile ve benlikte de değişiklikler meydana gelir. Yine de, genel olarak değişen şartlara uyum gerekir. Bu nedenle, dünyada odaklaşmaya doğru genel bir eğilim vardır. Bunun nedeni, küresel yaşam tarzlarının birçok yönden benzer hale gelmesidir. Böylece, daha benzer çevresel talepler ortaya çıkar ve onlara uyum sağlayabilmek için, aile/insan modellerinde benzerliklerin ortaya çıktığı görülür. Birçok araştırma, bu odaklaşmanın psikolojik/duygusal bağlı aile modeline ve özerk-ilişkisel benliğe doğru olduğunu göstermektedir. Böyle bir odaklaşmanın temelinde birkaç önemli etmen yatmaktadır: Önemli bir etmen, küresel, sosyal değişimdir. Özellikle, kırsal yaşamdan kent yaşamına doğru nüfus kayması, bazı aile ve insan modellerini daha uyumlu kılmaktadır. Bununla birlikte, nesiller arasındaki karşılıklı maddi bağımlılıkların azalması, daha az aile hiyerarşisi ve çocuk yetiştirmede daha az itaat yönelimini beraberinde getirmektedir ve böylelikle “özerklik” ortaya çıkmaktadır. Özerklik, daha fazla bireysel verimlilik gerektiren çevre şartları ve işyerinde uzmanlaşmayla birlikte, daha fazla eğitim ve karar verebilme talebini karşılayabilmek için de ortaya çıkmaktadır. Farklı bakış açılarından türeseler de bir tarafta temel ihtiyaçlar, diğer tarafta küresel olarak benzeşmekte olan çevresel talepler, aynı odaklaşma noktasına işaret etmektedir. Bu da psikolojik/duygusal bağlı aile modeli ve özerk-ilişkisel benliğin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu model, sağlıklı bir insan modelidir (Kağıtçıbaşı, 2010 ).

Gittikçe kentleşen, globalleşen ve kapitalist hale gelen dünyaya uyum sağlamanın en iyi yolu özerk-ilişkisel davranış tarzları geliştirmektir. Çevre koşulları bireyin davranışları üzerinde büyük oranda etkili olmakla birlikte, bireysel özellikler, olumsuz ve kısıtlayıcı çevre koşullarının etkilerini ılımlı hale getiren, hatta bazen olumsuzlukları fırsata dönüştüren ve büyük oranda bireyin kontrolü altında olan etkenlerdir. Bireysel bir özellik olan “özerk-ilişkisel benlik” ve bu bağlamdan ortaya çıkan davranış tarzları ÖİBDM’nin özünü oluşturmaktadır. Özerk-ilişkisel benlik üzerinde literatür bulguları dikkate alındığında, bireysel yaşamında, evlilik ve aile yaşamında özerk-ilişkisel davranış tarzları sergileyen bireylerin yaşam kalitelerinin daha yüksek olabileceği öngörülmektedir. Yani, özerk-ilişkisel “bekar yaşamı” veya “bireysel yaşam”, özerk ilişkisel “eş” ve özerk-ilişkisel “ebeveyn” rolleri ÖİBDM’nin amaçlarını yansıtmaktadır. Özerklik ve ilişkisellik, insanın temel ihtiyaçları olup (Kağıtçıbaşı, 2010) çeşitli “rol” ve “statülerde” bu iki ihtiyaç arasında denge sağlayabilen birey daha sağlıklı ve daha mutlu olabilecektir.

Özerk-İlişkisel Bekar Birey: Hiç evlenmemiş bekarlar üzerinde yürütmekte olduğum bir projede, bu popülasyon, “bekarlığı” “özgürlük” olarak tanımlamakta ve “özgürlüğün” de bekarlığın en önemli avantajlarından biri olduğunu ifade etmektedirler. Türkiye koşullarındaki bekar yaşam stilinde özgürlük algısına “özerklik” de eşlik ettiğinde, kaliteli bir yaşam olanaklı olabilir. Kağıtçıbaşı’na (2010) göre, özerklik “özgüvene” dayanmaktadır. Özellikle, ortayaş ve ileri yaşlardaki hiç evlenmemiş popülasyonların, en önemli sosyal destek kaynakları olan “eş” ve “çocukları” olmadığından, “özgüven” bu popülasyon için kritik bir öneme sahiptir. Sosyal desteğin yetersizliğine bağlı stresler, bireysel güçlerin (özerklik becerilerinin) artırılmasıyla önlenebilir.

Bazı gerginlikler yaşlılık döneminde giderek artmaktadır. Örneğin; fiziksel sıkıntılar, eşin ve akranların kaybı ve yalnızlık yaşlılık döneminin en önemli stresleridir. Psikososyal risk faktörleri yaşlandıkça sağlık üzerinde daha fazla etkili olmaktadır (House ve ark., 1994). İleri yaşta, sosyal desteğin, kontrol gücünün (mastery) ve benlik saygısı gibi dengeleyici bireysel kaynakların azalması, bireyin kronik streslerle başa çıkmasını zorlaştırmaktadır (Miech ve Shanahan, 2000). Dolayısıyla, ÖİBDM’ne göre, bu popülasyonlar için sosyal destek ağları (gelişim, etkileşim ve yardım grupları) içinde “ilişki” ihtiyacının karşılanmasına yönelik danışmanlık büyük önem taşımaktadır. Bekar danışmanları tarafından danışanların ilgi ve ihtiyaçlarına göre kurulabilecek veya tespit edilebilecek “sosyal destek ağları” ilişki ihtiyacını karşılamada modelin en önemli unsurudur.

Özerk-İlişkisel Eş ve Ebeveyn: Özerk-ilişkisel benlik algısı geliştirmiş bir bireyin, eş ve ebeveyn olarak rollerini özerk-ilişkisel davranış tarzlarıyla gerçekleştirmesidir. Her iki eşin de özerklik ve ilişkisellik ihtiyaçlarının karşılandığı sağlıklı bir aile ortamında, çocuklar da özerk-ilişkisel benlik algısı geliştirebileceklerdir. ÖİBDM’nin “evlilik ve aile yaşamına hazırlık” amacı çerçevesinde, bekar bireylere özerk-ilişkisel eş ve ebeveyn davranış tarzları da kazandırılabilir. Proaktif nitelikteki bu yaklaşım, ÖİBDM’nin gelişimsel ve önleyicilik işlevlerini yansıtmaktadır.

ÖİBDM’NİN İŞLEVLERİ VE YAKLAŞIM TARZLARI

1) Gelişimsel: Son ergenlik, genç yetişkinlik, orta yaş ve ileri yaştaki bekar bireylerin gelişimsel ihityaçlarının karşılanması yönünde farkındalık ve beceriler kazandırmaktır.

2) Önleyici: Gelişimsel, uyuma yönelik, süreklilik ve destekleyicilik işlevlerine bağlı olarak, olumsuz sonuçların oluşumu önlenmektedir. Öngörülebilen bazı olumsuz sonuçlara karşı, kaynak sağlamak ve hazırlıklı olmaktır.

3) Uyum sağlayıcı: Ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik yardımlardır. 4) Sürekli: Gelişimsel, önleyici ve destekleyicilik işlevlerine bağlı olarak hizmetler süreklidir. Özellikle birey, gelişimsel dönemler açısından sürekli değişim halinde olduğundan, hizmetler süreklidir. Ayrıca, Türkiye koşullarında çevresel faktörler de sürekli olarak değişerek bireyin davranışları üzerinde etkili olmaktadır.

5) Destekleyici: ÖİBDM’nin diğer danışmalardan farkı, ilgi ve ihtiyaca göre kurulan sosyal destek ağları içinde danışanın gelişimini ve uyumunu sürdürmesini sağlamaktır. Bu amaçla, danışman, var olan gruplardan faydalanabileceği gibi, kendisi de danışanlarından sosyal destek ağları kurabilir. Modelin destekleyicilik işlevi, özellikle dezavantajlı bekarlar için daha büyük önem taşımaktadır. Şekil 5, ÖİBDM’nin işlevlerini ve yaklaşım tarzlarını göstermektedir.

ÖİBDM’NİN YOĞUNLAŞTIĞI KONULAR

Bekar Danışmanlığında genel olarak şu konulara yoğunlaşılmaktadır: Gelişim dönemlerine ait kritik gelişimsel ihtiyaçlar, gelişim dönemlerine ve bekarlık statülerine (hiç evlenmemiş, boşanmış gibi) özgü stresler, travmalar ve başa çıkma yolları, kimlik gelişimi, romantik ilişkiler, yakın ilişkilerde bağlanma ve aşk stilleri, yakın ilişkilerde benlik modelleri (özerk ilişkisel arkadaş ve/veya sevgili, özerk-ilişkisel eş, özerk-ilişkisel ebeveyn gibi), yakın ilişkilerde sık yaşanan sorunlar, eş seçimi (eş seçimi becerileri, evlenmeyi engelleyen bireysel ve çevresel sorunlar gibi), sağlıklı evlilik ve sağlıklı aile yapısı, özerk-ilişkisel bekar yaşam stili, cinsel eğitim ve cinsel sağlık, yaşam becerileri, özgüven, sosyal destek becerileri, sosyal beceriler, gelecek yaşam, iş ve kariyer planları, bekarlık statüleri (boşanmış, dul kalmış ve hiç evlenmemiş ve çocuklu bekarlar) açısından spesifik konular, destek kaynakları vb.

TÜRKİYE’DE BEKAR DANIŞMANLIĞINI GEREKTİREN NEDENLER

1) İnsanlar evlenmeden önce bekardırlar. Böylece, Bekar Danışmanlığının (BD) hedef kitlesi tüm yetişkin bireyler olup daha geniştir. BD’nin hedef kitlesini şu popülasyonlar oluşturmaktadır: Hiç evlenmemiş, boşanmış, eşi ölmüş, ayrı yaşayan, tek ebeveynli ve dezavantajlı bekarlar. Dezavantajlı bekarlar: İşsizler, engelliler, süreğen hastalığı olanlar, anne ve/veya babasız gençler, üstün nitelikli bekar kadınlar, tek cinsiyetli ailede yetişen gençler, madde bağımlıları, savaş travmalı göçmenler, uluslar arası insanlar vb.

2) Bekar popülasyonların ortak özelliği, en temel ve en etkin sosyal destek olan “eş desteklerinin” olmamasıdır. Türkiye’de evlenmeden çocuk sahibi olmak, en başta yasal düzenlemeler ve toplumsal baskı veya şiddet nedeniyle engellendiğinden, çocuk desteğinden ve daha sonrasında torun desteğinden de mahrum kalmaya neden olmaktadır. Tüm dünyadan araştırmalar göstermektedir ki sosyal destek, stresle başa çıkmayı kolaylaştırmakta, ruh ve beden sağlığını korumaktadır.

Orta yaştan ileri yaşa doğru ilerledikçe, yalnızlık ve bununla birlikte sosyal destek ihtiyacı da artmaktadır. BD, sosyal destek ağları ve özerk-ilişkisel davranış tarzları yoluyla, yalnız ve sosyal destek ihtiyacı yüksek insanlara sağlıklı bir yaşam sunmak için en ideal danışmanlıktır.

3) BD, Türk kültürünü temel alan ve proaktif bir yardım şeklidir: Evlilik ve aile ilişkileri, içinde yaşanan kültürden büyük oranda etkilenmektedir. Hatta, aile, kültürün devamını sağlayan en önemli kurumdur. Fakat, ülkemizde Evlilik ve Aile Danışmanı (EAD) yetiştirmede temel alınan kuramlar, dış ülkelerde geliştirilmiş olup bireyici kültür odaklıdır. Ayrıca, EAD aile ilişkilerinde sorun çıktığında başvurulan danışmanlıktır. BD ise, sorunlar çıkmadan önce de yapılmaktadır. BD yardımı ile bireysel gelişim desteklendiğinden, daha sağlam evlilikler ve aileler kurulabilir. Evlilik Öncesi Danışmanlığın (EÖD) kökeni de yabancı kültürler ve kuramlardır. EÖD, eş adayını bulan kişilere evlenmeden/nikahlanmadan hemen önce çok kısa süreli olarak yapılmaktadır. BD ise, eşini daha bulmamış en az 18 yaşından başlanarak yetişkin bireylere yapılmaktadır. BD ile sağlıklı bir kimlik geliştiren, eş seçme ve yakın ilişkilerde farkındalıklar, beceriler ve özerk-ilişkisel davranış tarzları kazanan bir birey, daha doğru eş seçebilecek ve daha sağlıklı evlilik ve aile ilişkileri kurabilecektir. Bir başka deyişle, BD, evlilik ve aile ilişkilerinde daha henüz sorunlar orataya çıkmadan önce, bireysel gelişimi desteklemek yoluyla, evlilik ve aile ilişkilerindeki çatışmalar, şiddet ve boşanmalar için önleyici olmaktadır. Bireysel olgunluğa erişemeyen, bireysel yaşamını kontrol edemeyen bir kişinin “ilişkisel yaşamı” kontrol etmesi mümkün değildir. Yani, kendi içinde sorunlu olan kişi, ilişkilerinde de sorunludur. Bu bakımdan, BD proaktif bir yardım şeklidir.

4) Türkiye koşullarında, evlilere devlet ve özel sektörler tarafından hizmetler sunulurken, bekarlara yönelik neredeyse hiçbir faaliyet bulunmamaktadır. Bekar popülasyonlar yalnızca sosyal politikalarda değil, bilimsel araştırmalarda da gözardı edilmektedir.

5) Türkiyenin sınır ve iç bölgelerinde uzun yıllardır devam etmekte olan terör eylemlerine bağlı olarak, dul birey (özellikle kadın) ve tek ebeveynli aile sayısının artması.

6) Ekonomik zorluklara, kadının bireysel güçlerinin artmasına ve başka etkenlere bağlı olarak boşanma oranlarının ve tek ebeveynli aile sayısının artması.

7) Eğitime verilen önemin artmasıyla birlikte, evlenme yaşı yükseldi ve hiç evlenmemiş bekar saysı arttı. TÜİK 2016 verilerine göre, evlenmelerin azalması, bekar saysını artırdı. 2015 yılı istatistiklerine göre,21.581.596 olan bekar birey sayısı 2016 yılı istatistiklerine göre toplam 21.977.232 oldu.

(http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1060;http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do? id=24642).

8) Kentleşmenin, Eğitime verilen önemin artması ve İletişim Teknolojilerinin yaygınlaşması (KEİT), insan ilişkilerini değiştirdi. Bireyci kültüre özgü bazı değerler yaygınlaşmaya başladı. Yalnızlık arttı. TÜİK’in 2010-2016 yılları arasında yaptığı Yaşam Memnıniyeti Araştırması’na (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1068) göre, Türkiye’de 2010 yılından 2016 yılına gelene kadar akrabalarla, arkadaşlarla ve komşularla olan ilişkilerden duyulan memnuniyet büyük oranda azaldı. TÜİK’in bu bulgusu da yalnızlığın artışına bir kanıt olabilir. Gözlemlerim ve deneyimlerim, Türkiye’de “bağımlı-ayrık benliğin” artışı yönünde eğilim olduğunu göstermektedir. Kağıtçıbaşı’na (2010) göre, bu benlik modeli patolojiktir. Buna ek olarak, “bağımlılık” ve “bağımsızlık” arasında bocalama yaşayan bir benlik yapısının da ortaya çıktığı söylenebilir. Yine de bu yorumların geniş örneklemler üzerinde araştırılması gerekmektedir. Türk bekar bireylerin benlik yapıları üzerinde araştırmalarım devam etmektedir. Bu tür benlik yapılarına sahip bireylerin, kuracağı evlilik ve aile ilişkilerinin de sağlıksız olma ihtimali yüksektir. Bu durum, sağlıksız bir toplumun ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle, son ergenlikten başlamak üzere, bekar bireylerin BD uygulamalarıyla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.

9) KEİT’e bağlı olarak, eş seçimi davranışları değişti, evlenme yaşı yükseldi, boşanma oranları ve bekar sayısı arttı. Eş seçiminde, ailenin beklentilerinin yanı sıra, bireyin beklentileri de ön plana çıkmaya başladı. Bu da, bekar danışmanlığıyla genç yetişkinlere “eş seçimi” becerilerini kazandırmanın gereğini ortaya çıkardı.

10) Lisansüstü programlarda (master, doktora) eğitim gören genç yetişkinler, özellikle kadınlar, evlilik ve doğurganlık açısından kritik dönemi eğitim görerek geçirmelerinden ve daha seçici olmalarından dolayı orta yaşlarına kadar bekar kalmaktadırlar. Topluma hizmet eden, toplumsal yararı yüksek bu insanlar, bir tane bile çocuk sahibi olamadan yaşamları boyunca bekar kalmaktadırlar. Ayrıca, nitelikleri çok yüksek kadın bekarların, erkek egemen olan kültürümüzde tercih edilme olasılıkları düştü. Yüksek nitelikli bekar danışanların, BD hizmetleri ile kendi eğitim seviyelerinden, ilgi ve ihtiyaçlarından oluşan sosyal destek ağları içinde gelişimsel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri umulmaktadır.

11) Eğitim sistemimizde evlilik ve aile hayatı gibi yaşamdaki başarıda temel rol oynayan kişilik gelişimine yeterince önem verilmemesi, sağlıksız kişiliklerin, sağlıksız evliliklerin ve sağlıksız çocukların yetişmesine yol açmaktadır. Bekar popülasyonlara verilecek BD yardımları ile bu boşluğun doldurulabileceği umulmaktadır.

12) Kültürümüzde aileler bekar insanları aralarına almamaktadırlar, hatta evlerini de kiraya vermemektedirler. Bununla birlikte, TÜİK’in 2010-2016 yılları arasında yaptığı “Yaşam Memnuniyeti” araştırmasına göre (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1068), Türkiye’de 2010 yılından 2016 yılına gelene kadar akrabalarla, arkadaşlarla ve komşularla olan ilişkiden duyulan memnuniyet büyük oranda azalmıştır. Kuşkusuz bu durum, sosyal destekleri olmayan veya kısıtlı olan bekar insanlar için büyük bir yalnızlığa neden olmaktadır. Bununla birlikte, bekar insanlar, özellikle orta yaştaki ve ileri yaştaki bireyler, kadın rollerine ve erkek rollerine ait görevleri tek başlarına yapmaktan dolayı stres altında ezilmektedirler. Türkiye koşullarında bekar insanların yaşamlarındaki zorluklara dikkat çekmek, sağlıklı bir sosyal etkileşim, destekleşim ve bireysel gelişim koşulları sağlamak amacıyla 2015 yılında Bekar Dayanışma Projesi’ni (BEDAP) geliştirdim. ÖİBDM’yi BEDAP kapsamında yaptığım çalışmalar neticesinde ortaya koydum. Türkiye'de yaşayan bekar popülasyonların yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla, 2016 yılında Bekar Dayanışma Derneğini (BEDAD) kurdum.

SONUÇ Bekar Danışmanlığı ve Özerk İlişkisel Bekar Danışmanlığı Modeli ve bu modelin dayandığı Çiğdem Kağıtçıbaşı tarafından kendine ait Aile Değişim Kuramı çerçevesinde geliştirilen Özerk-İlişkisel Benlik Modeli, Türk kültüründe geliştirilmeleri ve böylece Türk toplumunun ihityaçlarını karşılamada yüksek potansiyele sahip olmaları açısından büyük önem taşımaktadır. BD’nin Türkiye’de yeni bir araştırma, uzmanlık ve uygulama alanı olarak gelişebileceği umulmaktadır.

ÖNERİLER

1) BD, bütün üniversitelerin birinci sınıf programlarına seçmeli ders olarak konulabilir.

2) BD; Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR), Psikoloji, Psikiyatri, Sosyal Hizmet, Çocuk Gelişimi gibi bilim dallarının lisans programlarına zorunlu ders olarak konulabilir.

3) Üniversitelerin Medikoya bağlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik programlarında yer verilebilir. 4) Uzmanlığa dönüşmesi için enstitülerde yüksek lisans programları başlatılabilir. 5) Bekar bireylere yönelik eğitsel, psikolojik destek ve sosyal-kültürel faaliyetler yürütmek için devlet kontrolü ve profesyonellerin (BD alanında lisansüstü düzeyde eğitim görmüş psikolojik yardım uzmanlarının) yönetimi altında Bekar Danışmanlığı Merkezleri kurulabilir.

6) Aile danışmanlığı merkezlerinde bekar danışmanlığı hizmetlerine de yer verilebilir. 7) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, haftasonları bekar popülasyonlar için grupla bekar danışmanlığı faaliyetleri yapabilir (eğitsel, psikolojik destek ve sosyal-kültürel faaliyetler)

8) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından boşanmalar, ayrılıklar ve ölümler gibi travmalar sonrasında kriz danışmanlığı yapılabilir. Yaşlı ebeveyni ile birlikte yaşarken, ebeveynini kaybettikten sonra yas sürecini tek başına yaşayan bekar bir insanın içinde bulunduğu durum muazzam stres vericidir. Boşandıktan sonra, yeni yaşama uyum sağlamak Bekar Danışmanlığını gerektiren bir konudur.

9) Farklı bekarlık statülerindeki ve farklı gelişim dönemlerindeki bekar insanların, özellikle “dezavantajlı” bekar bireylerin yaşadıkları dramlar ve başa çıkma yöntemleri hakkında TV. Filmleri yapılmalıdır. Çünkü, halkın en temel ve yaygın eğitim ve eğlence aracı televizyon ve dizi filmlerdir.

KAYNAKLAR 1. Aydın, K. B. (2016). Sosyal destek ve önemi. Kurtman Ersanlı (Ed), Hedefe doğru insan: Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Sempozyumu (pp.506-522). Samsun: Erol Ofset Matbaacılık Yayıncılık. 2. House, J.S., Lepkowski, J.M., Kinney, A.M., Mero, R.P., Kessler, R.C., and Herzog, A. R. (1994). “The social stratification of aging and health.” Journal of Health and Social Behavior 35:213-234. 3. İlk evlenme yaşı, yaş gruplarına göre evlenmeler, yaş gruplarına göre boşanmalar, nedene göre boşanmalar, yıllara göre evlenme ve boşanma sayıları. 30 Haziran 2017 tarihinde (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1060;http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2 4642 adrresinden alındı. 4. Kağıtçıbaşı, Ç. (2010). Benlik, aile ve insan gelişimi: Kültürel Psikoloji. Koç Üniversitesi Yayınları,

İstanbul. 5. Kağıtçıbaşı, Ç. (1996b). Familiy and human development across cultures: A view from side. Mahvah,

NJ: Lawrence Erlbaum Associates. 6. Miech, R.A., and Shanahan, M.J.. (2000). “Socioeconomic status and depression over the life course.”

Journal of Health and Social Behavior 41:162- 176. 7. Yaşam memnuniyeti istatistikleri. 30 Haziran 2017 tarihinde

http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1068 adresinden alındı.

*AYBÜ Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi. Her hakkı saklıdır, eser sahibinden izin alınmadan ve referans gösterilmeden kullanılamaz. 12.12.2017, Ankara, Türkiye, E-mail:kamilebahar@hotmail.com

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom